İstanbul'un fethi
İstanbul'un fethi

Doğu Roma İmparatorluğu'nun (Bizans) başkenti Constantinopolis, 29 Mayıs 1453 tarihinde Osmanlı Padişahı II. Mehmed önderliğindeki Osmanlı Ordusu tarafından feth edilmiştir. Bu fetihle birlikte Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, tarihteki en önemli devletlerden biri olan Doğu Roma İmparatorluğu sona ermiştir. İstanbul'un Fethi ile 21 yaşında olan yedinci Osmanlı Padişahı II. Mehmed, “Fatih” unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılır.

Erken yaşına rağmen askeri ve idari alanda büyük hamleler başaracak olgunluğa sahip askeri dehasıyla cihana hükmeden Padişah II. Mehmed, İstanbul'u almak için hazırlıklara başlar. Bunun için içeride ve dışarıda birtakım önlemler alarak stratejik hareketlerde bulunur. Bu hazırlıklardan sonra İstanbul Kuşatması başlatılır.

Osmanlı'nın kuşatmasıyla Padişah'ın özel olarak tasarladığı devasa toplar atılmaya başlanır. Top atışlarının surlarda gedik açmaya başlamasıyla açılan gedikler, Bizans tarafından gece vakitlerinde tamir etmeye çalışır. Sultan II. Mehmed, Kaptan-ı Derya Baltaoğlu Süleyman Bey'e harekete geçme emri vererek Haliç'i kaplayan zincirleri gemilerle kesilmesini ve Papa V. Nikola'nın'nın gönderdiği Ceneviz gemilerinin durdurulmasını ister. Ancak yoğun çabalar sonucu zincirin kesilmesi ve Cenevizlilerin gemilerinin de geçilmesi mümkün olamaz.

Topların başarısına rağmen yine de Haliç'e girmesi gerektiğini bilen Padişah, donanmayı zincirler yüzünden denizden giremememesinden dolayı donanmayı karadan yürütüp Haliç'e indirmek gerektiğini öngörür. Dolmabahçe'den Beyoğlu'nın sırtlarına doğru geniş bir yol açılıp yol boyunca gizlice kızaklar döşenir. Gemiler, bir gecede karadan yürütülerek denize indirilir.

Kuşatma tahmin edilenden uzun sürdüğünden Osmanlı askerleri yorulur. Bu gelişmelerin ışığında II. Mehmed, 29 Mayıs'ta büyük taaruz için emir verir. Taaruzla birlikte Ulubatlı Hasan'ın Bizans surlarına çıkarak Osmanlı sancağını dikmesi ile Osmanlı ordusuna moral verir ve taaruzu güçlendirir. Constantinopolis, 29 Mayıs 1453 Salı günü II. Mehmed'in önderliğindeki Osmanlı birliklerine teslim olur.

 

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.
Ahmed bin Hanbel, Müsned

Çanakkale zaferi
Çanakkale zaferi

Çanakkale Savaşı, 1. Dünya Savaşı sırasında 1915–1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya'yla güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbul'u zaptetmek suretiyle İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçmek zorunda kalındı.

 

Üstad Merhum Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Şehitlerine atfettiği şiirinde ne güzel ifade etmektedir:

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.

 

Çanakkale Zaferimizin sene-i devriyesinde, tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet niyaz ediyor, yeni nesillerin, şehitlerimize layık evlatlar olarak yetişmelerini temenni ediyoruz.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şeriflerinde; 

اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي رَجَبَ وَشَعْبَانَ ، وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ

“Allah’ım, bize receb ve şâban aylarını mübarek kıl ve bizi ramazana ulaştır.” buyurmuştur.

Keşfu’l Hafâ, c.1, s. 186, h. no. 554

 

Bizler de Allah’tan, bu aylarımızı bereketli kılmasını niyaz edelim. Tıpkı Efendimiz gibi, bu aylarda daha fazla nafile ibadet edelim ve daha fazla nafile oruç tutalım. Receb ayının ilk cuma gecesi olan Regaib Gecesi, bu üç aylarda manevi eğitimimizin ilk durağını teşkil etsin. Ramazan’a kadar gidecek olan bu duraklarda Recep ve Şaban ayları ruhumuzun, imanımızın ve kalbimizin temizlenerek dirileceği aylar olsun.

Bakınız: Regaib Kandili nedir?

 

Aşure Günü
Aşure Günü

Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür. Muharrem ayı ise, Kur’an-ı Kerim’de, kıymet verilen dört aydan biridir. Muharrem ayının birinci günü oruç tutmak, o senenin tamamını oruç tutmak gibi faziletlidir. Bir hadisin meali şöyledir: “Ramazan orucundan sonra en fazîletli oruç, Allah’ın değer verdiği ay olan Muharrem ayında tutulan âşûrâ orucudur” (Müslim)

Hz. Aişe (ra) validemiz de şöyle anlatıyor: “İslam gelmeden önce, Mekke halkı “âşûrâ” gününde oruç tutar, Peygamberimiz (as) da aynı orucu tutardı. Mekke’den Medine’ye hicret buyurduktan sonra da aynı orucu tutmaya devam etmiş, bu defa Müslümanlara da aynı orucu tutmalarını tavsiye buyurmuştur.”(Buhârî)

Taberani’nin rivayet ettiği bir hadisde şöyle buyurulmakta: “Aşure günü Nuh (as)’ın gemisi, Cudi dağına indirildi. O gün Nuh (as) ve yanındakiler, Allah’a şükür için oruçlu idiler. Hayvanlar da hiç bir şey yememişti. Allahu teâlâ denizi, Beni İsrail için, aşure günü yardı. Yine Aşure günü Allah Adem aleyhisselamın ve Yunus aleyhisselamın kavminin tevbesini kabul etti. İbrahim aleyhisselam da o gün doğdu.” (Taberani)

Peygamber Efendimizin torunlarından Hz. Hüseyin (ra), 10 Muharrem’de şehid edildi. O yüce imamın şehid edilmesi, bütün Müslümanlar için büyük musibet ve üzüntüdür. Sünniler 10 Muharrem’i bir nafile oruç günü olarak kabul ederken, Şiiler daha değişik bir anlamda kabul etmiş ve değerlendirmişlerdir. Şiiler, Hz. Hüseyin (ra)’ın Kerbelâ’da şehit edilmesi on Muharrem’e tevafuk ettiği için, bu günü  matem gü¬nü olaral kabul ederler ve Muharrem’in biri ile onu arasında gülmez, et yemez, yeni elbise giymez, yeni bir işe başlamazlar.

Aşure gününde “Aşure” adlı tatlının menşei de bu rivayetlere dayanır. Anlatıldığına göre Nuh (as)’ın gemisinde bulunanlar, karaya inince o günü kutlamak istemişler ve geminin ambarında arta kalan erzakı karıştırıp bir aş pişirmişler. Bundan dolayı Aşure günü “Aşure çorbası” pişirilerek komşulara dağıtılır.

Hicri Yılbaşı
Hicri Yılbaşı

Hicret; İslam tarihinde Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye göçü anlamında kullanılır. Mekke’de baskılar devam ederken Hz. Peygamber serbest hareket edebilecek bir başka yer aramaya başladı. Akabe’de yapılan iki görüşme ile Medineliler İslam’a kazandırılmıştı. Bundan sonra Peygamberimiz, ashabının Medine’ye göç etmelerine izin verdi. Miladi 622 yılında Medine’ye doğru küçük gruplar halinde göçe başladılar. Kısa bir süre sonra Mekke’de Peygamberimiz ve ailesiyle Hz. Ebu Bekir (ra) ve ailesinden başka pek Müslüman kalmamıştı. Müslümanların Mekke’den hicretini fırsat bilen müşrikler Peygamberimizi öldürme kararı aldılar. Bunun üzerine hicret etme kararı alındı. Peygamberimiz, Hz. Ebu Bekir (ra)’e gitti ve birlikte yola çıktılar. Meşakkatli bir yolculuktan sonra Medine’ye girdiler.

Bir dönüm noktası olması hasebiyle Hz. Ömer (ra) halifeliği döneminde hicret İslam tarihinin başlangıçı olarak tespit edildi.

Kurban Bayramı
Kurban Bayramı

Kurban, sözlükte “yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey” anlamına gelir. Dört gün süren bu bayramın ilk günü hacılarında Arafat’tan indikleri Zilhiccenin 10. günüdür.

Müslümanların bayramları; ictimaî kaynaşma, yardımlaşma ve tesânüd üzerine kurulu sevinç ve sürûr günleridir. Hem zenginler sevinir, hem de ihtiyaç sahipleri. Zira Müslüman zenginler, Ramazan Bayramı’nda çevresine zekat ve sadakalarla yardımda bulunduğu gibi, Kurban Bayramı’nda da fakirlere et ikramıyla ihsanda bulunur. Böylece, çevresiyle bir kaynaşma ve sevgi bağı kurmuş olur. Bu bakımdan dinî bayramlar, cemiyette bir kaynaşma ve yardımlaşmaya vesîle olur. Diğer bayramlarda pek görülmeyen bu ictimaî tesânüd ve kaynaşma anlayışı, dinin cemiyetteki yerinin ne kadar büyük ve bir başka şeyle doldurulamaz olduğunun da açık-seçik bir isbâtıdır.

Nitekim Peygamberimiz: “Kim (mal) genişliği bulur da kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın.” (İbn Mace) buyurarak kurban kesmenin zenginler için önemli bir görev olduğunu belirtmiştir.

Kişi kurban kesmekle Allah’ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Müminler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu İsmail’in Cenâb-ı Hakk’ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu simgesel davranışla göstermiş olmaktadır.

Kurban Allah’a yaklaşmak maksadıyla ve yalnız O’nun rızasını kazanmak için kesilir. Yani kul, mal ve canı ile Rabbinin emrine amade olduğunu bir bakıma ispat niyetiyle kurbanını keser.

İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün dinlerde kurban uygulaması mevcut olmakla birlikte şekil ve amaç yönüyle aralarında farklılıklar bulunur. Kur’an’da, Hz. Adem (as)’in iki oğlunun, Allah’a kurban takdim ettiklerinden söz edilir [5:27]. Bir başka ayette de ilâhî dinlerin hepsinde kurban hükmünün konulduğuna işaret edilir [22:34].

NEWSLETTER (HABER BÜLTENİ)

captcha 

Ayet / Hadis

Kurban Kampanyası 2018

Bu yıl 100 ülke ve bölgedeyiz!
Devamını okumak için TIKLAYIN...

YENİ ETKİNLİKLER

GT: Gençlik Teşkilatı
HT: Hanımlar Teşkilatı
HGT: Hanımlar Gençlik Teşkilatı

Herhangi bir etkinlik bulunamadı

Basın açıklaması

Ziyaretçiler

887 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Suchtpraevention

SIG - Suchtprävention

Kültürlere özgü aileye yönelik, bağımlılığı önleme kurslarımız başlamıştır.

www.sig-suchtpraevention.ch

Great docs & support

Eğitim merkezi

200'ün üzerinde öğrenci sayısıyla ve 10'un üzerinde kurs imkanıyla herkese hitap eden Eğitim merkezimiz.

www.bildungs-zentrum.com

Restaurant

Güven Restaurant

Türk Mutfağının değişik lezzetlerini tatlılarından sulu yemeklerine, kebap çeşitlerinden pidelerine kadar hepsini tadabilirsiniz.
 

Güven Restaurant & Market

Kabe

SIG-MG Reisen

İstediğiniz tarihlerde uygun fiyata izine gitme imkanı. Eşsiz ve unutulmaz Hac & Umre ziyaretleri.

www.sig-mg.ch

Go to top